japon forum

japon kültürüyle ilgili herşey
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Japonya-Amerika İlişkisi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
hatice



Mesaj Sayısı : 36
Kayıt tarihi : 04/03/08

MesajKonu: Japonya-Amerika İlişkisi   Perş. 27 Mart 2008, 01:28

Arkadaşlar kaç gündür kafama takılan bir soru var.Amerika 1945 yılında Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerini nükleer saldırıya maruz bıraktı ya binlerce insan öldü,çocuklar anne karnından bile sakat doğmaya başladılar vs vs..Hatta etkileri şimdilerde bile sürüyor.Bu yüzden hala engelli olan insanlar var.Herneyse benim anlamadığım Japonların dizilerinde,filmlerinde hep Amerika ile ilgili birtakım iyi şeyler var hatta orayı övüyorlar,oraya gidiyorlar ingilizce öğrenmeye çalışıyorlar vs bu atom bombası saldırısını unuttular mı ya da bu şekilde yapmalarının altında yatan sebep ne?Acaba onlar Amerika'dan bir şekilde intikam aldılar mı yada alıyorlar mı da benim gözümden mı kaçıyor?Bununla ilgili bilgilerinizi paylaşırsanız sevinirim...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Tengeriin Boşig



Mesaj Sayısı : 98
Kayıt tarihi : 28/01/08
Nerden : İzmir

MesajKonu: Geri: Japonya-Amerika İlişkisi   Perş. 27 Mart 2008, 07:39

hatice demiş ki:
Arkadaşlar kaç gündür kafama takılan bir soru var.Amerika 1945 yılında Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerini nükleer saldırıya maruz bıraktı ya binlerce insan öldü,çocuklar anne karnından bile sakat doğmaya başladılar vs vs..Hatta etkileri şimdilerde bile sürüyor.Bu yüzden hala engelli olan insanlar var.Herneyse benim anlamadığım Japonların dizilerinde,filmlerinde hep Amerika ile ilgili birtakım iyi şeyler var hatta orayı övüyorlar,oraya gidiyorlar ingilizce öğrenmeye çalışıyorlar vs bu atom bombası saldırısını unuttular mı ya da bu şekilde yapmalarının altında yatan sebep ne?Acaba onlar Amerika'dan bir şekilde intikam aldılar mı yada alıyorlar mı da benim gözümden mı kaçıyor?Bununla ilgili bilgilerinizi paylaşırsanız sevinirim...

Önce biraz bilgimiz olsun isterim ve bu konuda başlık açtığın için çok teşekkür ederim.

2nci Dünya savaşı hakkında, henüz 60 yıl kadar önce son bulmasına rağmen aslında o kadar çok bilgimiz yoktur ne yazık ki.
Ben ayrıntısına girmek yerine bir-iki küçük bilgi vereceğim.

Alamnya İkinci Dünya Savaşında 7 Mayıs 1945'te teslim oldu, yani 7 Mayıs 1945'ten itibaren galip devletler karşısında tek direniş gösteren ve ancak bunu da kendi ada ülkesinde gösteren Japonya idi.

Ancak bu sıralarda aynı saflarda olduklarını söyleyebileceğimiz Amerika ile Sovyetler Birliği arasında bir güç mücadelesi vardı, ki bu özellikle İkinci dünya Savaşı'ndan sonraki Soğuk Savaş döneminde çok etkili olmuştur, özellikle Orta Doğu'da...

İkinci dünya Savaşı sırasında Atom Bombası yapmak için uğraşan tek devlet Amerika değildi, Sovyet Rusya'da Atom Bombası yapmak için uğraşıyordu ve bunu Amerika'ya (belki de siyasi bir güç göstergesi olarak) bildirdiler. Bundan sonra Amerika Meksika'da ki deneylerin başarılı olmasında sonra, tm dünyanın gözü önünde olan Japon Direnişine karşı Atom Bombasını, bir güç gösterisi olmak için, evet sadece Sovyetlere "Sen uğraşıyorsun ama biz yaptık ve bak kullanıyoruz!" demek için binlerce insanı anında öldürmüş ve nesillerinin sakat doğmasına neden olmuştur.

Ve komik olan da şu ki;
Pasifikteki direnişin bir an önce bitirilmesi amaçlanmış...
Amerika'nın Irak'a demokrasi ve özgürlük götürdüğü kadar gerçekçi bir gerekçe...

Oysa Japonya'nın tüm müttefikleri teslim olmuş, tek başına kalmış ve Iwo Jima gibi önemli adalarını da Amerika zaten işgal etmiştir. Yani Japonya'nın zaten teslim olması işten bile değildir...

Bu mücadeleyi Amrika ve Rusya'nın "Aya Gitme" mücadelesinde de görürüz.
Rusya Uzaya Yuri Gagarin'i gönderir göndermez, Amerika hemen Ay'a İnsan göndermiştir, ki yıllarca Amerika'ya büyük bir karizma ve saygı kazandıran, gücünü ispat eden bu olayın, aslında bir stüdya da numaradan gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştır.

Japonya'nın bu geçmiş ile ilgili olarak, daha ilk öğretimdeki çocukları, Atom Bombalarının atıldığı yerlere götürdüklerini ve hatta atom bombasının tam üzerinde patladığı yıkık bir binanın aynen korunduğnu okumuştum.
Duyduğuma göre bu konuda aslında hassasmışlar.
Ama dediğin gibi kültürel olarak Amerikan Kültürü!!!'ne hayranlık duyuyorlarsa bu tamamen Kapitalizm ve Popüler Kültürün etkisinden başka birşey değildir.
Ki "Amerikan Kültürü" derken aslında Osmanlı devleti daha dünyanın en güçlü devleti olmaktan uzak olduğu ilk yüz yılı içersinde çok sağlam bir Osmanlı Kültürü oluşturabilmesine rağmen Amerika 300 yıllık tarihine rahmen hala "Kültür" diyebileceğimiz bir benlik ortaya koyamamıştır. Bir benlik oluşturmaktan aciz ve hatta milliyetçilik anlayışlarının neye dayanması gerektiği ile ilgili Akademisyenlerince bir sürü kitap yazılmış, teori üretilmiş ama hala bir baltaya sap olamamış, sadece Ekonomik ve Askeri Güçten başka birşey olmayan kof bir ülkedir.

Japonların Amerika'ya ilgisi, bizim, 250 yıl kadar Osmanlı'yı ve 88 yıldır da Türkiye'yi yıkmak için elinden geleni ardına koymayan Avrupa ve Amerika'ya hayranlığımıza benzetebiliriz. Japonları bilmiyorum ama nedense biz 300 yıllık ve kendilerinin dahi itiraf ettikleri çabalara rağmen hala Avrupalı olmak, onlar gibi davranmak, onların kisvesine bürünmek için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz.

Şuna dikkat çekmek isterim;
Atom Bombaları, Japonlardan sadece ve sadece 100binden biraz fazla sayıda insan ölümüne neden olmuştur.
Biz sadece Çanakkale'de 250bin şehit verdik...
Sarıkamış'ta 90bin.
Yemen'de İngilizlere karşı yine yüzbinlerce...
Kurtuluş savaşında topyekün katliama uğratıldık Ege'de, Balkanlarda, Güney Doğu'da haksız ölümler yaşadık, milyona yakın insanımızı hemde sivillerimizi de kaybettik...
Yani kaybımız ve uğradığımız katliam kat kat fazla olmasına rağmen Japonların beslediğinden çok daha büyük bir hayranlık besliyoruz söz konusu ülkelere...
Bence bizim milletimizin bu unutkanlığı ve benlik yitimi karşısında, Japonların hayranlıklarını sorgulamak... ...

Ama şu var:
"Doğu Kültürü" ve "Uzak Doğu Kültürü" diyebileceğimiz "Türk" "Japon" "Çin" "Hint" "Fars" vs. gibi kültürler binlerce yıllık birikime sahiptirler. Geçmişleri ve geçmişte bıraktıkları izleri derindir. Birikimleri ve Felsefeleri, geçmişteki hayat anlayışları derindir. Bu gibi kültürlerin, Amerika ve Avrupa gibi Popüler ve Kapital kültürden ibaret olmayan kültürler! karşısında yok olabileceklerine, benliklerini yitireceklerine ihtimal dahi vermiyorum.
Baş gösteren hayranlıklar da, gençlerin kavak yellerinden ve henüz bilgisizliklerinden, popüler kültüre kolay yem olabilmelerinden başka birşey değildir.
Biraz ayıkabilen bir birey "Doğu-Batı" incelemesinde, doğunun geçmişteki ihtişamını ve köklülüğünü, cazibesini kavrayabilecektir.
Tabi günlük bensizlikten yani popülizmden başını kaldırabilirse...

Eyv...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.turkish-media.com/forum/index.php?automodule=blog&blo
diaboliksword



Mesaj Sayısı : 2719
Kayıt tarihi : 25/03/08
Yaş : 31
Nerden : ankara

MesajKonu: Geri: Japonya-Amerika İlişkisi   Perş. 27 Mart 2008, 09:29

bence japonya cok daha büyük bir ders vermiştir ve vermekdedir de 2 tane bomba yediler ama nekadar hızlı toparlanıp dünya devi oldular amerika yıllardır cabalıyor tmm en büyükler arasında ama japonya kadar hızlı ilerleyemedi ekonomide ve teknolojide amerikalılara satıyorlar yaptıklarını kin ve nefret duymak ilerleme saglamaz ama bu kin ve nefreti planlı bir şekilde gelişimin icin kullanırsan büyürsün samuraylık kanlarında var ve bu derin felsefeleriyle cok da güzel ilerliyorlar ben düşünüyorumda biz yeseydik 2 bombayı cok daha farklı olabilirdik bence biz bir cok milletden daha güclü ve dayanıklıyız ama yönetim problemlerimiz yüzünden ilerlemede sorunlar yaşıyoruz neyse eleştiriye gerek yok benim bu soruyla ilgili cevabım bu işte arkadaşlar...

_________________
Bloguma Gider

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.diabolikss.com
hatice



Mesaj Sayısı : 36
Kayıt tarihi : 04/03/08

MesajKonu: Geri: Japonya-Amerika İlişkisi   Perş. 27 Mart 2008, 17:58

Çok teşekkür ederim engin bilgilerinizle beni aydınlattığınız için özellikle de Tengeriin Boşig'den.Haklısın biz Türkler de öyleyiz yani çoğu.Çağdaş çağdaş deyip kendi benliklerinden oldular zamanında ve bu başını aldı gitti..Hiçkimse şu maskeyi çıkartamaz oldu.Birkaç topluluk var kendi benliğini Türklüğünü savunan ama onların da ne bileyim tişörtüne baktığımızda Amerika bayrağı var,konuşmasına baktığımızda araya Türkçemizde olmayan bir sürü yabancı sözcük girmiş.Bu nasıl çelişkidir anlayamadım.Herneyse inşallah büyük bir olay olup da sonradan ders almak yerine şimdiden kendi benliğimizi hatırlayıp bütün Türkiye tek vücut olması temennisiyle...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ninjin



Mesaj Sayısı : 1606
Kayıt tarihi : 29/02/08

MesajKonu: Geri: Japonya-Amerika İlişkisi   Perş. 27 Mart 2008, 18:20

itiraf ediyorum yazıların tamamını okumadım.. gözgezdirdim, yazacaklarıma benzer birşeyler bulmadım Smile ama şöyle de bir kesim var (ynai çokluğu-azlığı tartışılır ama) "Amerikalı'lar bizi bombalamasaydı biz bu kadar hırs yapıp bu kadar ilerlemezdik." minvalinde ilerleyen bir minnet duygusu. o bombanın ülkenin dünyaca tanınmasında etkisi olduğu, bu sayede ülkenin atağa geçtiği; bu görüşler daha çok o zamanları yaşayanlardan çıkıyormuş hem de. öte yandan yaşanan kültür emperyalizminin de etkisi yadsınamaz!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ninjin



Mesaj Sayısı : 1606
Kayıt tarihi : 29/02/08

MesajKonu: Geri: Japonya-Amerika İlişkisi   Cuma 28 Mart 2008, 23:37

hepsini okudum.. tamamen akademik cevaplar veriyorum Smile yazacaklarım japonya ile birebir bağlantılı değil. ama bağlayacağım söz. karmaşık olabilir çok karşıklaştırdığım bir yer olursa uyarırsanız açıklama yapar ya da düzeltirim. öncelikle Amerika'nın avrupa'nın athırsızlarından oluşmuş bir ülke olduğunu unutmayalım. bu olmsuz açı ama şu da bir geçek ki avrupa'da bir şekilde tutunamayan insanların oluşturduğu bir toplum oluşu ortak bir kültür oluşmasını da zorlamıştır. amerika'nın hayatımızdaki etkileri taaa en gerilerden başlarsak sanayi devrimine kadar... daha geriye gitmeden yeni başlayanlar için kısa ve hızlı siyaset tarihi (ben bunu yarım saat içinde roma'dan başlayıp soğuk savaş sonuna getirebilirim) daha sakin olduğum bir anda toplumsal ve ekonomik ve siyasal çıkarımlarını yapar tamamlarım =)
kabaca ve hızla anlatmak gerekirse: ingiliz halkı yönetimde söz sahibi olmak istediğinden ülkede sistemli isyanlar çıkmaktadır. ülke isyanları bastırabilmek için ihtiyaç duyduğu finansmanı sömürgelerinden aldığı vergiyi arttırarak toparlamaya çalışır. vergi arttırımı en güçlü sömürge olan amerika kıtasında isyanı tetikler ve bildiğimiz özgürlük savaşı yaşanır. amerika'nın bu savaşta finansörü fransa'dır. düşmanımın düşmanı dostumdur mantığıyla amerika'ya yardım eder. bu iki önemli sonuç doğurur; 1) fransa iflas eder ve fransız ihtilali çıkar. 2) amerika'daki olayla avrupa'yı sarsar dandik bir sömürge bağımsızlığını ilan etmiş bir de anayasa yayınlamıştır (ozaman kadar tüm anayasalar imparator'un emirleridir ya da gözetiminde hazırlanmıştır) anayasa'yla birlikte gelen özgürlük kavramı, insan hakkı kavramı gibi bazı terimler avrupa halkını büyüledi fransa'nın ekonomik durumu (ve toplumsal yapısının merdivene benzerliği) fransız ihtilaline yol açtı.
bu sıralarda (1711 civarında) italya ve almanya kuruldu. küçük prenslikler sonunda birleştiler ve ülke halinialdılar. yalnız geç kalmışlar ve sömürgecilik yarışına 1-0 geriden başlamışlardı. bu sırada osmanlı toprakları dışarıdaki gelişimin gerisinde kalmış yüzyıllardır varolmanın dayanılmaz hafifliği altında ezilmektedir. almanya'nın denge politikasının çökmesi 1. dünya savaşı'na sömürge arzusu ise osmanlı'nın savaşa çekilmesine sebep olmuştur. (hızlı dedik ya 2 yüzyıl atladım bi anda) amrika burda tarih sahnesine bir kez daha çıkar. ilk çıkışı savaşın dönüm noktasıdır, ingilizlerle yapılan bir görüşme sonucu kendi ticari gemilerini bombaladığı gerekçesiyle almanya'nın donanmasına saldırılmış bir filo batırılmıştır. yorulan ve kaybetmek üzere olan ingiltere üstün konuma geçmiştir. almanya savaşı kaybetiş ve çekilmek zorunda kalmıştır. amerika wilson ilkelerini yayınlar ve geri çekilir. fransa almanya'ya versailles anlaşmasını imzalatır.
versailles anlaşması almanya'nın çıkardığı yıllık kömürün çok büyük bir miktarını fransa'ya vergi olarak verdiriyor, ayrıca kömür açısından zengin alsas-loren bölgesini fransa sınırlarında bırakıyordu. söz konusu bölge 1. dünya savaşının kilit noktalarındandı Wink bu vergilerden kurtarma sözü hitler'e seçimleri kazandırdı ve ikinci dünya savaşına zemin açıldı.

yine kocaman atlıyoruz ve ikinci dünya savaşının bitimine geliyoruz. savaşın son yıllarında 1918'den beri kendini toparlayan abd anlaşıldı siz bu işi beceremeyeceksiniz çekilin ben sizi yönetirim demiş ve hamlesini yapmıştır. kaybeden ülkelerin yeniden yapılandırılmasında abd ile sscb arasında çıkan uzlaşmasız ortam bir süre sonra almanya üstünde güç savaşına dönüştü. başlangıç değil zirveye en yaklaştığı andır bu. ancak kapitalist sistemin cezbedici pek çok vaadi ve insan olmanın getirdiği bazı zaaflar sscb'nin çöküşüne sebep oldu ve amerika tam olarak tek güç oluşunu ilan etti. son paragraftaki önemli bir konu daha amerika para değerini altına ve dolara dayalı hesaplayarak piyasada kendisine çok önemli bir yer edinmiştir (bu hesap meselesini ladonna biliyor)

NOT:
gözönünde bulundurulmalıdır ki her ülkenin borusunun öttüğü bir yüzyıllık dilim vardır. osmanlı, fransa ve ingiltere son olarak da amerika sırayla yüzyıllık hakimiyetlerini sürmüşlerdir. abd'nin hakimiyetinin kaybolduğunun en önemli simgesi bugünkü piyasalarda açıkça görülmetedir. ekonomik ve nüfüssal güç asya'dan yeni liderin çıkacağı sinyalini vermektedir. ab'nin kuruluşundaki sessiz ve karanlıkta bırakılan bir noktadır bu yeni yüzyıl yeni güç endişesi. ab'nn güç olma ihtimali aslında yüksek değildir çünkü ab ülkelerinin çoğu devleti DEVLET yapan 3 olgunun 1.5'undan vazgeçmiştir. (para birimi, bayrak). devam edecek....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ninjin



Mesaj Sayısı : 1606
Kayıt tarihi : 29/02/08

MesajKonu: devam :)   C.tesi 29 Mart 2008, 12:26

Avrupa'nın ve Japonya'nın paylaştığı çok önemli birkaç nokta var. Bu noktalar aynı zamanda Japonya-Amerika arasındaki çekişmelere de, Japonya'nın bugünkü siyasi konumuna da ışık tutabileceğine inandığım noktalar Smile
Feodal sistem ya da Feodalizm sadece Avrupa (kuzey-batı ve merkez) ve Japonya'da görülmüştür. Uygun şartlar Avrupa'da romalılara dayanırken, Japonya'da izole oluşu merkezkaç kuvvetini tetiklemiştir. Feodalizm merkezden (kral- imparator) uzaklaşma herketidir. Avusturya-Macaristan ve osmanlı imparatorluklarının merkezi otoritesinin çok güçlü oluşu (a-m sonradan sapıtıyo) ve askeri sistemi feodalizmin önünde ciddi bir engeldir. Avrupa ve Japonya'da sorun esasında burdan başlar: askeri sistem. kıyaslama yaparak anltınca daha anlaşılır olacağıı düşünüyorum.
Avrupa ülkeleri ve Japonya birisine A bölgesini hediye ediyorlardı. O bölge tamamen bey'in oluyor, bey bölgenin güçlülerini yanına çekebilecek hatta oturduğu yerden krala kafa tutabilecek kadar nüfuz sahibi oluyordu. Krala kafa tutabilmesi ise kralın ordusunun olmayışıydı. Kral'a ait, kral'a bağlı bir ordu yoktu. Savaş halinde bölge beyleri ordularını kralın emrine verirdi. Belirli bir çağ boyunca Kralların temel işlevi vitrinle sınırlandırılmıştı, çünkü çok fazla yetkileri vardı ama yaptırım uygulayabilecekleri bir güç yoktu. Buna karşlık Osmanlı'da valiler atanır ve 5 yıldan fazla kalamazlardı (bölgeye gelicen, halkın güvenini sevgisini kazanıcan, kosskocaman ordunu toplayacan, bir de padişaha karşı aayaklanıcan 5 yılda bunları yapamann) ayrıca "ocak devlet içindir" sloganıyla eğitilen yeniçeri ocağı (sloganın tersine dönmesi ne üzücü) dandirik vali ordusunu ezip geçecek güçteydi. tımar sistemindeki güzellik ayrı bir konu.
Feodalizm, tamamen kendi içindeki dinamiklerden etkilenerek kapitalizmi doğurdu. Kapitalizm sermaye birikim sistemidir. Sermaye ve emek uzlaşmazları arasındaki sonsuz çekişmeyle beslenir. Kapitalist sistemin en hızlı dönemlerinde Amerika yetişir, kendini geliştirir. (bu arada dünyadaki ilk enflasyonu ispanyollar güney amerika'daki inka altınlarını eritip yaptıkları paralarla ortaya çıkarmışlardır) Japonya da keza kimseyle yüz göz olmadan Avrupa ile aynı dinamikleri yaşar ve Kapitalizm bir de orda doğar. Rusya, osm toprakları ve çin'de kapitalizm dışarıdan yapay bir şekilde oluşturulmaya çalışılmıştır, çalışılmaktadır. Avrupa her daim kendini diğerlerinden üstün görmüştür, oysa soğuk savaş döneminde Japonya hem amerika'ya hem de rusya'ya çok bilimadamı göndermiştir. ordaki teknoloji başta geri sarım teknolojiyle (yapılmış bir ürünü parça parça geri sararak nasıl yapıldığını anlamak) Japonya'ya geçmiş sonra ihtiyaç temelli icatlara yol açmıştır (bkz. walkman).
Feodalizm'den kapitalizme geçen dinamikler sıkıcı ve karmaşık ayrıca kiliseyi olumsuzlaştıran bazı gelişmeler var. benim için sorun değil ama bazı insanları incitebilme ihtimalinden dolayı es geçtim. Sanırım Japonya'nın yarışa nasıl dahil olduğu konusunda ve bizim neden bu sistemde yan teker olduğumuz knusunda fikir verebildim... toplumsal yapı ve kültür emperyalizmi noktasına daha sonra gelicem. bu noktadan sonra küreselleşme de işin içine giriyor. onları yazman zaman alacak siz bunlarla biraz idare edin :
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Aoi



Mesaj Sayısı : 174
Kayıt tarihi : 11/02/08
Yaş : 24
Nerden : Sydney

MesajKonu: Geri: Japonya-Amerika İlişkisi   Cuma 18 Nis. 2008, 02:20

aslında geçmişte olan birşey hep düşman kalmamalılar değilmi ve evet yinede garip
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
halitosan



Mesaj Sayısı : 1009
Kayıt tarihi : 19/02/08
Yaş : 36

MesajKonu: Geri: Japonya-Amerika İlişkisi   Çarş. 23 Nis. 2008, 22:22

arkadaşlar ilk başta bana da tuhaf gelmişti bu dostluk ama sonra japon arkadaşlarımın anlattıklaarı nı duyunca iş biraz değişti işiz özü kısaca su: amerika onların teknolojisi için pazar yartıyor ama onların silah savunma sanayisi yapmasını engelliyor şu onları koruyaz amerika ne kadar tuhaf di mi:(( şu anda bir çok araba markası olan jpon firmaları eskiden savaş uçakları yapıyormuş savaşı kazanan amerika hepsini savaş uçak yapımını engelliyor.amerikayı çok seviyorlar ve insanlarını ama kültürlerine çok sahip çıkıyorlar .bizim gibi değiller yanii baksanıza biz amerikanın sömürgesi olmuşuz Sad( .hatica arkadaşımıızn dediği gibi inşallah başımıza büyük bi feleket gelmeden düzeliriz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
moi-kun



Mesaj Sayısı : 251
Kayıt tarihi : 04/06/08
Yaş : 28
Nerden : İSTANBUL

MesajKonu: Geri: Japonya-Amerika İlişkisi   Salı 24 Haz. 2008, 12:28

bende hapsini okudum.teşekkürler akademik bilgiler için Smile ama gerçekten ortada garip bir durum var.bende birkaç japon arkadaşla konuştum.onlarda bizler barişı seviyoruz.eger bizde saldırırsak onlardan ne farkımız kalır diyorlar.ama bu gerçekten affetme erdeminden mi yoksa abd ye muhtac oldukları için mi bilrmiyoruz.ama şu bir gerçek 2 ülkenin arasındaki politik ve ticari bağlar gerçekten güçlü.istesek de istemesek de...ayrıca bende inanıyorum ki felaket gelmeden usa birr felakete kurban gidebilir. yani uyuyan ejder çin uyanıyor. bilmiyorum ama dünya ekonomisini kasıp kavuruyorlar.bundan herkes gibi abd de payını alacaktır.ayrıca çin teknolojik bir gelişim içinde en son bir meteor vurmuşlardı.kimse gruplaşmak istemez ama dogu kısmı rusya ve çin gerçektende abd nın canını sıkacaklar gibi. yani bence yalnışım varsa düzeltiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ninjin



Mesaj Sayısı : 1606
Kayıt tarihi : 29/02/08

MesajKonu: Geri: Japonya-Amerika İlişkisi   Salı 24 Haz. 2008, 21:47

şöyle bir sorun var ki Amerika birinci dünya savaşı sonrasında piyasaya el atıyor ve kabaca "benim altınım çok, paranızı benim parma endeksleyin. altına ihtiyacınız oldu mu benim paramla gelin ben size kendi altınımdan vereyim." diyor. sabit kur sistemi. gel zaman git zmaan bir sürü olay oluyor ve bu sistem çöküyor ama; amerika hala paranın hakimiyetinden birşey kaybetmiyor. avrupa dediğim gibi bir şekilde evrim geçirip sürece dahil oldu, japonya da bu sürece dahil oldu, oysa amerika hep bu düzendeydi (sermaye birikim sistemi) bu düzene direnebilmek için çok net bir devlet geliri gerekli. kübanın turizmden ve purodan güzel bir devlet geliri var ancak ülkenin yaşam kalitesi düşük (diyorlar) venezüella'daki tüm petrol kuyuları devlete ait, kamulaştırıldı. çin, dünyadaki herşeyi üretiyor üstüne yan bant ürünleri var. bizse bize konan kotaları kabul edip tıpış tıpış millete yalvarıyoruz neredeyse "bizi de oyununuza alın, bizi de aranza alın" diye. ilkokullarda tarım ülkesiyiz diye öğretiliyor ancak buğdayı ithal ediyoruz. bu sebeplerle biz çok uzun zamandır 'gelişmekte olan ülke' seviyesindeyiz....

normal şartlarda siyasal içerikli konuşmaları sevmem (evet kendi alanım ama) konuşmak isteyen olursa şayet özel mesaj bölümü var Smile bundan sonrasında tarafsızlığımı ve objektivitemi kaybedeceğim gibi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
moi-kun



Mesaj Sayısı : 251
Kayıt tarihi : 04/06/08
Yaş : 28
Nerden : İSTANBUL

MesajKonu: Geri: Japonya-Amerika İlişkisi   Perş. 26 Haz. 2008, 13:14

ok ninjin
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
akmedivh



Mesaj Sayısı : 6
Kayıt tarihi : 07/05/10

MesajKonu: Geri: Japonya-Amerika İlişkisi   Cuma 07 Mayıs 2010, 15:47

ölü bir konuyu canlandırdığımın farkındayım ancak eklemem gerektiğini düşündüğüm bir kaç nokta var.

Öncelikle atom bombasının bir güç gösterisi olarak atıldığı kesinlikle doğrudur. Hiroshima'da ki atom bombası müzesinde bulunan Amerikan Pasifik kuvvetlerinin yazışmalarına bakacak olursanız Hiroshima ve Nagasaki'nin özellikle 7 şehir içinden seçildiği, bu şehirlerin ise nüfus yoğunluğu ve kentleşme yoğunluğu nedenleriyle listeye alındığı belirtilmektedir. Amaç; hala prototip halinde olan atom bombasının kentsel bölgelerde yaratacağı yıkım etkisinin, insanların okula ve işe gittiği saatte atılarak gözlemlenmesidir. Hedef ise Hiroshima'da bankaların ve iş merkezlerinin bulunduğu "T" şeklinde ki merkez bulvardır. Herşey hesaplanmıştır, listede sadece 4 şehir kalmıştır ve Amerikanın bir an önce atom bombasını atması gerekmektedir. Japonya ise pasifik kuvvetlerine teslim olmayı düşündüklerini bildirmektedir, Pasifik kuvvetlerinden gelen cevapta ise düpedüz Japon İmparator'unun kellesi istenmektedir, " Bize İmparator'unuzu verin, sorun hallolsun" der Amerika. 6 ağustos sabahı listede 4 şehir kalmıştır. Keşif uçakları diğer şehirlerde havanın kapalı olduğunu ve saldırı sonrası gözlemlerin net olamayacağını bildirir. Kader Hiroshima'yı seçmiştir. Bomba atılır, kimse ne olduğunu anlayamaz. Önce bir ışık, sonra korkunç bir sıcak vurur şehri. Bomba atıldıktan 2 saat sonra siyah yağmur damlaları düşmeye başlar şehre. Herşey bir anda olmuştur. Sanki cehennemin kapıları açılmıştır. Binlerce insan anında ölmüştür. Diğerleri ise korkunç yanıklar içindedir. Sıcaktan insanların derileri erimeye başlar, bazılarının ise sadece külleri kalmıştır geriye. Hatta bombanın atıldığı merkez bulvarda bir bankanın açılmasını mermer basamaklarda otururarak beklemekte olan ve kimliği asla tespit edilemeyen şahıstan sadece külleri ve mermere yansıyan gölgesi kalmıştır.

Etkiler inanılmazdır. Einstein ise bombanın muciti bilimadamlarıyla imzasını attığı mektuplarda "Size atmayın diye yalvarmıştık. Neden dinlemediniz?" demektedir. Bir kaç gün sonra 2. atom bombası ve çaresizlik. Japonya İmparator'un savaç mahkemesinde yargılanmayacağı sözünü alır almaz teslim olur. Amerika ve İngiltere ise hemen Hiroshima ve Nagasaki'yi karantinaya alır. Bilim adamları ve doktorlar gönderilir. Bu bölgelere amerikan ve ingiliz valiler atanır. Hiç bir gazeteci ve fotoğrafçı bölgeye sokulmaz. 10 senelik bir sansür. Japon halkının hiç birşeyden haberi yoktur. Ne atom bombası adını ne de ölü sayılarından haberleri vardır. Saray göz yumar. Önemli olan imparatorun hala yaşamasıdır onlar için. Hükümet ise Amerika tarafından elle seçilir. Japonya silahsızlandırılır ve ordusu fes edilir. 10 sene uykuya dalar Japonya. Kimse Amerika'ya kızmaz, çünkü savaş sonrası tüm ekonomiyi canlı tutmak için Tokyo ve Osaka'da fabrikalar kurur, tesisler açar. Herkesten habersiz Hiroshima ve Nagasaki'de insanlar üzerinde radyasyon etkilerini gözlemlerken, Tokyo ve Osaka'da halkı ihva etmektedir. İnsanlar Hiroshima'yı duyduklarında ise artık geçtir. Bir çok insan savaç sonrası kendilerini açlıktan kurtaran ve ekmek kapısı veren Amerikaya kötü gözle bakmaz ve anlatılanlara inanmaz. Bu nedendir ki Japonya'nın 3 nesli farklıdır. Savaş sırasında 30 ve üstü yaş grubundakiler Amerikayı sevmez. çocuklar ve 20'li yaşlardakiler Amerikaya hayranlık beslemeye başlar. Onların çocukları ise ikiye ayrılır.

Tanıdığım Japonların çoğu Amerikaya antipatik bakıyor ama nefret etmiyor. Geri kalanlar ise umursamıyor bile.

Ayrıca, unutulmaması gereken bir nokta ise; Japon halkının birçoğu başkalarından nefret edecek yüzü bulamıyor kendilerinde. Çünkü 2. dünya savaşı ve öncesi dönemlerde, Meiji Era'sından başlayarak Kore(Kore'nin şuanda bir imparatorunun olmamasının nedeni Japon ordusunun teslim olan tüm saray halkını katletmesidir. rivayete göre japon general Kore imparatoriçe'sini askerlerin önüne atıp tecavüz etmelerini izlemiştir.) ve Çin'i ele geçirmiş ve binlerce insanı katletmiştir. Günümüzde Asyanın temsilcisi konumuna hala gelememiş olmasının nedeni genç asyalıların Japonya'dan nefret ediyor olması yatmaktadır.

Dipnot: Yazımda tamamen gördüğüm, okuduğum ve duyduğum olaylara yer verdim. Abartılı anlatmış olduğumu ve yanlış yazdığımı düşündüğünüz yerleri düzeltmekten lütfen çekinmeyin.

Saygılarımla.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Japonya-Amerika İlişkisi   Bugün 19:41

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Japonya-Amerika İlişkisi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» İskelet,kas,hareket ilişkisi
» Yönetici bir kisi siteyi silirse??
» TARİF ÖĞRETİLİR!
» adım adım psn hesabı alma
» Japon Alış Veriş Sitesi ?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
japon forum :: Konu Dışı :: Japon Forum Sohbet-
Buraya geçin: